Share |


   
  TARİHTURKO-TÜRKİYENİN BİR NUMARALI TARİH SİTESİ
  OSMANLIDA TOPRAK SİSTEMİ
 
OSMANLIDA TOPRAK SİSTEMİ



Osmanlı devletinde topraklar genel olarak dörde ayrılırdı..

Öşriye:Osmanlı fetihlerinden önce Müslümanların elinde bulunan veya sonradan Müslümanların
yerleştirildiği topraklardır.Bu toprak sahipleri topraklarını istedikleri şekilde kullanabilirlerdi.Vakıf yapabilir,satabilir veya bağışlayabilirlerdi bu toprakları işleye halk devlete,öşür vergisi verirdi.

Hareciye:Bir yerin fethinden sonra yeri gayrimüslimlerin elinde bırakarak onlara ‘mülk’ olarak verilen topraklardır.Hareciye arazileri de öşriye gibi bir statüye sahipti.Sahipleri devlete arazi vergisi olarak ‘haraç’ öderlerdi.
Miri arazi: devlet mülkiyetine geçirilen topraklardı.mülkiyeti devlete ait olan bu topraklar ekilip biçilmesi ve işlenmesi amacıyla çeşitli kişilere bırakılmıştı.Miri arazi çeşitli bölümlerden meydana gelmiştir.

Dirlik: Miri arazinin en önemli bölümü olarak dirlik olarak ayrılmıştı.Bu araziyi ekip biçenler devlete ödemeleri gereken vergiyi hükümetin göstereceği memurlara ve sipahilere öderlerdi.Böylece devlet hazinesinden memur ve sipahi maaşları için para çıkmamış oluyordu.Dirlik gelirine göre üçe ayrılmıştı.
Has: Yıllık geliri 100.000 akçeden fazla olan dirliklerdi.Bunlar padişahlara,şehzadelere,divan üyelerine,beylerbeylerine ve sancak beylerine verildi.has sahipleri dirliklerinin 5000 akçesini kendilerine ayırırlar,geri kalan her 5000 akçe için atı,silahı olan ve savaşa hazır durumda bulunan cebeli (cebeli-sipahi) beslerlerdi.Bunlarda savaşa katılırlardı.
Zeamet: Yıllık geliri 20.000 akçe ile 100.000 akçe arasında olan dirliklerdi.Zeamet orta derecedeki devlet memurlarına (hazine ve tımar defterdarlarına alay beylerine kale dizdarlarına ,divan katiplerine...) verilirdi.Zeamet sahibi ilk 5000 akçe hariç sonraki her 5000 akçe için cebeli beslemek zorundaydı.
Tımar: Yıllık geliri 3000 akçe ile 20000 akçe arasında olan dirliklere tımar denirdi.Tımar sahipleri gelirlerinin 3000 akçesini kendi geçimlerine ayırırlardı.buna kılıç tımarı denilmiştir.Geri kalan her 3000 akçe için bir cebeli beslenirdi.Tımarlar başlıca üç kısma ayrılmıştır.

Eşkinci Tımarı:Savaşta yararlık gösteren askerlere verilirdi.
Mustahfaz tımarı:Cami imam ve hatiplerine verilirdi.
- Hizmet tımarı:Saray görevlilerine verilirdi.

Dirlik Sisteminin Özellikleri;

Dirlik arazisini ekip biçenlere (reaya),hükümete vermeleri gereken vergiyi hükümetin göstereceği askerlere,memurlara veya sosyal kurumlara ödemekteydi. Böylece devlet memurları ve askerlerin maaşları halk tarafından karşılanıyordu.

Çok düzenli olarak işleyen bu sistem,sürekli kontrol edilmekteydi.Dirlikleri alıp satma imkanı yoktu.

Dirlik sisteminin uygulanmasıyla;

- Devlet,üretimi denetim altına almış ve sürekliliğini sağlamıştır.
- Eyalet askerleri bu sistem sayesinde yetiştirilmiş devamlı savaşa hazır bir ordu bulundurulmuştur.
- Ülkenin bayındır hale gelmesi, araziden daha iyi faydalanılması, askeri masrafların azaltılması, böylece gelirin artırılması sağlanmıştır.


- Ocaklık arazi:Geliri kale muhafızları ve tersane masrafları için ayrılmış topraklardı.
- Yurtluk arazi:Geliri sınır koruma hizmetlerine karşılık olarak arılan sınır boylarındaki araziye yurtluk denilmiştir.
- Mukataa:geliri memurlara,askerlere veya diğer hizmetlere ayrılmayıp doğrudan doğruya hazineye kalan topraklardı.bu arazinin geliri mültezimler tarafından toplanırdı.
- Vakıf arazi:Gelirleri cami,medrese,şifa hane,imarethane,kervansaray gibi din,bilim ve hayır kurumlarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ayrılmış topraklardı.Vakıf arazisi satılmaz ve başkasına devredilmezdi.Vakıf arazi sayesinde toplumun önemli ihtiyaçları hayır sever kişiler tarafından karşılanırdı.

TIMAR SİSTEMİ



Osmanlı devletinde, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere tahsis edilen ve defter yazılarındaki senelik geliri 20 bin akçaya kadar olan askerî dirlikler. Kendisine böyle bir imkân tanınan kişiye de tımar sahibi veya sipahi denir.Tımarın kullanılması ile ilgili kanuna da Tımar Kanunu denir.

Tımar Kanununa göre ;

1- Tımar sahipleri devletin birer memurudur ve merkezin emri altında çalışmak zorundadır.

2- Görevini yerine getiremeyen tımar sahipleri görevlerinden azledilirler.

3- Tımar, hizmet karşılığı toprağın gelirinden yararlanıldığından dolayı elde ettikleri haklar veraset yoluyla bir başkasına verilemez.

4- Tımar sahipleri, devletin verdiği işleri yapmak ve verilen yetkileri kullanmakla sorumludurlar.

5- Tımar sahibi özrü olmadan sefere katılmazsa tımarı elinden alınır.

6- Ortak tımarlarda nöbeti geldiği halde gelmeyenlerin tımarına el konur.

Tımar sistemi, Osmanlı devletinde toprağın işlenmesi, devletin büyük bir masrafa girmeden askerî kuvvet sağlaması ve ekonomik hayatın gelişmesinde büyük faydalar sağladı. Devletin ekonomik ve askerî gücünü ortaya koyması bakımından önem taşıyan bu sistem bilinmeden bazı konularda doğru ve sağlam fikir sahibi olmak mümkün değildir. Bir beylik olarak ortaya çıkışından itibaren, bünyesinde gerektirdiği değişiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanlı Devleti, kendisinden önceki Müslüman devletler ile komşu diğer Müslüman devletlerin müessese ve teşkilâtlarından da istifade etmişti. Nitekim "Anadolu Selçuklu Devletinin enkazı üzerinde ve onun bir devamı olarak teşekkül ve inkişaf etmiş bulunan Osmanlı İmparatorluğunun, bu devletin ve onun vasıtası ile daha eski diğer Türk ve İslâm devletlerinin veya İran Moğollarının çok zengin teşkilât ve müesseselerinden de geniş ölçüde faydalanmak imkânlarına sahip bulunduğu tarihî bir hakikattir. Bu sebeple bazı tarihçilerin, Osmanlı tımarının ilk örneklerinin özellikle son dönem Bizans İmparatorluğunda aranması gerektiği şeklindeki görüşleri gerçeklere uygun bir temayül sayılmaz.

Nitekim vezir Nizâmü'lMülk'ün, Büyük Selçuklu İmparatorluğunda yapmış olduğu idarî ıslahattan sonra, bu imparatorlukta askerî hizmet mukabili dağıtılmış olan "İkta"lar, Anadolu Selçuklularına ve dolayısıyla Osmanlılara, ana hatları ile bir tımar örneği teşkil edebilecek bazı hususiyetler taşımakta idi".

Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı gibi tımar sistemi, Osmanlılardan önceki Müslüman devletlerde de bulunmakta idi. Osmanlılar, bu sistemi onlardan aldılar. Bu sebeple daha devletin kuruluş yıllarında tımar sistemi ve bununla ilgili uygulamaları görmekteyiz. Nitekim Osman Gazi (1299–1326), fethedilen yerleri dirlik (tımar) olarak dağıtmış ve bunlarla ilgili bazı hükümler koymuştur. Âşık paşazade’nin ifadesine göre o, "Her kime kim bir tımar virem anı sebepsiz elinden almayalar ve hem ol öldüğü vakitte oğluna ve eğer küçücük dahi olsa vireler. Hizmetkârları sefer vakti olacak sefere varalar. Ta ol sefere yarayınca" demiştir. Bu ifadelerden şu sonuçlar çıkmaktadır:


1. Sebepsiz yere hiç kimsenin tımarı elinden alınamaz.
2. Tımar sahibinin ölümü halinde tımar oğluna intikal eder.
3. Oğul küçükse, sefere gidecek yaşa gelinceye kadar onun yerine hizmetkârlarının sefere gitmesi gerekmektedir. Bundan da anlaşıldığı gibi, Osmanlı Devletinde tımar sistemi, mirî arazi rejiminin sonucu olarak ortaya çıktı.

Osman Gazinin fetihleri ile başlayan bu sistem, Sultan I. Murad devrinde tam teşkilâtlı bir müessese haline geldi.


Devlette önemli bir fonksiyonu bulunan tımar sistemi, Osmanlı toprak rejiminin temelini teşkil eder. Zira bu toplumda ekonomik, sosyal, askerî ve idarî teşkilâtların tamamı büyük ölçüde toprak ekonomisine dayanıyordu. Toplum hayatında en küçük vazife sahibinden devlet hükümdarına kadar hemen hemen bütün sosyal gruplar, geçimini toprak ürünleri ile temin ediyorlardı. Bu sistem sayesinde devletin güçlendiği tarihçiler tarafından açıkça ortaya konmaktadır. Alman tarihçisi Leopold Von Ranke "XVII. Asırda Osmanlılar ve ispanya" adlı eserinde Osmanlı devletinin kudretini teşkil eden üç unsurdan birinin tımar (dirlik) sistemi olduğunu kaydeder.

Toprak taksimatının en küçük bölümü olan tımar, senelik geliri 3–20 bin akça arasında değişen askerî dirliklere verilen bir isimdir. Devrin imkânları göz önünde bulundurularak bir kısım asker ve memurlara geçimlerini temin etme hususunda böyle bir kaynak sağlanıyordu. Nitekim bu manada kanun-namelerde "Zeamet ve tımar ki def-i a'da için tayin olunan mal-ı mukateledir ve asker dahi bunları tasarruf edenlerdir" denilmektedir.

Sipahi, reayadan (mirî araziyi ekip biçen, tasarruf eden) miktar ve cinsleri kanunlarla tespit edilmiş olan vergiden fazlasını tahsil edemezdi. Salahiyetini aşandan dirliği (tımarı), bir daha geri verilmemek şartıyla alınırdı. Kendisi de başka bir bölgeye reaya olarak gönderilirdi. Çünkü devletin kendisine verdiği salâhiyeti tecavüz etmiş, güveni kötüye kullanmış ve halka haksızlık etmiş oluyordu. 14 Muharrem 973 (12 Ağustos 1565)' de Sivas Beylerbeyi, Sivas ve Arapkir kadılarına yazılan bir hükümde, Divriği Beyi Kasım'ın şeriat ve kanuna aykırı olarak reayaya haksızlık ettiğinin mahkeme tarafından tespit edilmiş olması cihetiyle sancağının tebdiline karar verildiği bildirilmektedir.

Aynı Şekilde 973 (1565) senesinde Avlonya kadısına yazılan bir hükümde de adı geçen kazaya bağlı Aspurokilise adındaki köyde tımar sahibi olan Burhan oğlu Ahmed'in, gerek ehl-i şenaatten olması, gerekse reayaya haksızlık etmesi sebebiyle tımarı elinden alınıp hapsedilmesine karar verilmiştir. Böylece, farklı din, ırk, milliyet ve mezheplere sahip insanları sınırları içinde barındıran Osmanlı Devleti, sipahinin yapabileceği haksızlığın önünü almaya gayret ediyordu.

Osmanlı toprak rejiminde sipahi (tımar sahibi), toprağın gerçek sahibi değildi. O, mirî arazinin halka dağıtılmasında devletin bir temsilcisi durumundaydı. Bunun içindir ki devlet, tımarların kapalı bir sistem halinde çalışmasını engellemek, onları devamlı kontrol etmek ve gerektiğinde müdahalede bulunmak için devamlı olarak buralara memurlar gönderiyordu. Bu manada "Toprak Kadısı"nın varlığını zikredebiliriz.

Osmanlı Devletinde, Osman Gazi ile başlayan tımar sistemi, Sultan I. Murad zamanında Rumeli bölgesinde de uygulanmaya başladı. 1402 yılında Timur'la yapılan savaştan sonra Osmanlı Devletinin teşkilatlanmasında bir duraklama görüldü. Bu hal, kendisini toprak sisteminde de hissettirdi. Buna karşılık Fatih Sultan Mehmed, devletin artan ihtiyaçları yanında tımar sistemini geliştirmek için kanunlar çıkardı. II. Bâyezid (1481/1512) zamanında tımar teşkilatında önemli bir değişiklik göze çarpmaz. Buna karşılık Yavuz Sultan Selim (1512- 1520) devrinde tımar sistemi mükemmel bir şekilde işlemiş, sipahi ve "cebelilerin (tımar sahiplerinin yanlarında harbe götürmek zorunda olduğu kimseler, askerler) miktarı artış göstermişti. 1514 yılında bunların sayısı 140 bin kişiyi bulmuştu. Bu teşkilât, Kanunî Sultan Süleyman döneminde tekâmülünün zirvesine çıktı. Kanunî'nin konu ile ilgili fermanları ve kanunnamesi, bu hususta önemli birer delil olmaktadır. Bu dönemde irili ufaklı 37521 tımar vardı. Bunlardan 9654'ü kale muhafız tımarı, geriye kalan 27867'si ise tamamıyla "eşkinci" tımarı idi.

Osmanlı toprak rejiminde her dirliğin çekirdeğini teşkil eden ve "kılıç" adı verilen bir kısım vardır. Tımarlar, kılıç tabir edilen ve hiç değişmeyen bir çekirdek kısmı ile zamanla bu kısma ilave edilen hisselerden meydana geliyordu. Tımarların bulunduğu bölge ve durumlarına göre farklılık arz eden her "kılıç”a bir tımar sahibi tayin edilir, bir kılıç yerine iki kişi tayin edilemezdi. Rumeli'de bulunan Bubin, Bosna, Tımaşvar Beylerbeyliklerindeki 6000'lik "Tezkireli Tımar”ların kılıçları 3'er bindi. Anadolu, Karaman, Maraş, Rum, Diyarbakır, Erzurum, Haleb, Şam, Bağdad ve Kıbrıs eyaletlerindeki tezkireli tımarların kılıçları ise 2 bindi. Buna göre kılıç hakkının dışında kalan her üç bin akça gelir için tımar sahibi bir "cebeli" yetiştirmek zorundaydı.

Osmanlı toprak düzeninde tımarlar bir kaç kısma ayrılıyordu;

A-Tımar Arazisinin Mülk Olarak Verilip Verilmemesi Açısından
1 ) Mülk Tımarlar: Anadolu'nun bazı vilâyetlerinde mevcut olan bu neviden tımar sahipleri sefer esnasında yerlerine cebelilerini gönderebiliyorlardı. Bu mükellefiyetini yerine getirmeyen tımar sahibinin bir yıllık geliri hazine tarafından alınıyordu. Ölümü halinde tımar oğluna, oğlu yoksa diğer mirasçılarına kalıyordu.

2) Mülk Olmayan Tımarlar: Bunlar hizmet karşılığı varidatın bir kısmının tahsisi suretiyle verilen tımarlardı. Osmanlı tımarlarının çoğu bu nevidendir.

B- Tımar Sahiplerinin Gördüğü İşlere Göre
1 ) Eşkinci Tımarları: Bunların sahipleri alaybeyinin sancağı altında sefere eşerler (giderler). Cebelileri ile birlikte sefere gitmek zorunda olan bu tip tımarların mutasarrıfları, sefere gitmedikleri zaman tımarları ellerinden alınırdı.

2) Mustahfız Tımarları: Bu tımarların sahipleri, bağlı bulundukları kalelerin muhafızları idiler. Hizmetleri devam ettiği müddetçe tımarları da devam ederdi.


3) Hizmet Tımarları: Hudud boylarında bulunan camilerin imamet ve hitabetinde bulunanlar ile saraya hizmet edenlere verilen tımarlardır.

C- Veriliş Şekillerine Göre
Tımarların, Beylerbeyi tarafından veya devlet merkezinden verilmesine göre sınıflandırılması ile ilgilidir. Buna göre de tımarlar ikiye ayrılıyordu:


1) Tezkireli tımar: Beylerbeyilerin, bir tezkire ile devlet merkezine teklif ettikleri tımarlardı.

2) Tezkiresiz tımar: Beylerbeylerin kendi beratları ile verdikleri tımarlardı.
Küçük tımarların dağıtılmasında beylerin salahiyetleri büyüktü. Muhtelif eyaletlerde değişik baremlerde olmak üzere defter yazıları belirli bir rakamın altında olan tımarların sahiplerini beylerbeyleri kendi tuğralarını taşıyan beratlarla tayin edebiliyorlardı. Daha büyük gelir sağlayan tımarlarda ise beylerbeyi o tımara hak kazanmış olan sipahinin eline bir "tezkire" vererek tayin işini devlet merkezine teklif ederdi. Beylerbeyinden böyle bir tezkire alan sipahi, İstanbul'a gelip altı ay içinde beratını almak zorunda idi.

D- Malî Durumlarına Göre
1) Serbest Tımarlar: Tımar sahibinin, "resm-i erûs", "resm-i tapu", "kışlak", "yaylak", "cürüm, cinayet" vs. gibi vergileri alma hakkına sahip bulunduğu tımarlardı.


2) Serbest Olmayan Tımarlar: Böyle bir tımarı tasarruf eden sipahinin serbest tımar sahipleri gibi yetkileri yoktu.
Kanunî Sultan Süleyman döneminde tekâmülünün zirvesine erişen tımar sistemi, bu hükümdarın ölümünden sonra bozulma temayülü göstermeye başladı.


III. Sultan Murad (1574–1595) devrinde bozulma belirtileri açıkça ortaya çıktı. Bu dönemde eski kanunlara riayet edilmeyerek çeşitli yollardan tımar sahibi olan kimseler ortaya çıktı. Koçi Bey, bu konuda eski kanun ve şer'-i şerife uyulmadığını anlatır.

Kuruluşundan beri, Osmanlı Devleti tarihinde büyük bir rol oynamış olan tımar rejimi, birkaç asırdan beri buhranlar içinde geçen hayatının son safhasında sessiz sedasız bir şekilde ve herhangi bir sarsıntıya sebep olmadan ortadan kalktı. Tarihe mal olması çeşitli safhalar geçiren bu sistemin kaldırılış esnasındaki ilk tatbikatı, 1703 tarihinde Girit Adası'nda başladı. Ülkenin diğer mıntıkalarındaki tımarlar ise 1812 tarihinden itibaren boşaldıkça başkalarına verilmemeye başlandı. Nihayet Yeniçeri ocağının yürürlükten kaldırılarak muntazam bir askerî sınıf vücuda getirildikten sonra intizam ve disiplinlerini büsbütün kaybetmiş olan tımar sahiplerinin de eskiden olduğu gibi bırakılmaları uygun görülmeyerek H. 1263 (M. 1848) senesinde bütün tımar sahipleri emekliye sevk edilerek tımar sistemine son verildi.


•Üsteki Resim Bir Tımar Sistemi Defteridir:Tahrir Sistemi ve Tapu Tahrir•






Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: Sena( yoook ), 21.04.2013 16:18:53:
teşekkürler proje ödevi yaptım sayenizde eyw :D

Yorumu gönderen: Ece <3( ece_soydemhotmail.com ), 10.04.2013 17:28:17:
çokk sğolun dönem ödevime lazımdı cok iyi oldu bu yanı mukemel bir site her istediğimi buldum :D

Yorumu gönderen: selahattin( selahattin.ceinerhotmail.com ), 02.03.2013 16:30:04:
allah razı olsun ...

Yorumu gönderen: melek( melek-bozbo&#240;ahotmail.com ), 12.02.2013 13:41:11:
valla ögretmen bana teşekür etti sadece sınıfta benim dogruydu

Yorumu gönderen: melek( melek-bozbo&#240;ahotmail.com ), 12.02.2013 13:41:11:
valla ögretmen bana teşekür etti sadece sınıfta benim dogruydu

Yorumu gönderen: Catalina( beautifulhotmail.com ), 21.12.2012 17:56:32:
Kardeş onu yazan ellerine sağlık, ödev için lazımdı, süper oldu tam 5 sayfa etti word'e atınca,çok süpersin ellerine sağlık!!

Yorumu gönderen::20.09.2012 15:51:09
tarihturko
tarihturko
Kapalı

ffasf ARKADAŞ KEVRES DEYİL KEVSER ARKADAŞLAR POLEMİĞE GİRMEYELİM

Yorumu gönderen: ffasf( yog ), 20.09.2012 12:35:22:
KEVRES ARKADAŞIN DEDİĞİ GİBİ BOŞSUN KONUŞCAĞIN KADAR OKU OKU

Yorumu gönderen: Serkan( yog ), 22.03.2012 17:08:33:
kevser misin nesin boş boş konuşuyon burda polemiğe yer yog git polemiği facebooktamı nerede yapıyosan yap

Yorumu gönderen: kevser( kevser_1109hotmail.com ), 21.03.2012 19:17:04:
ben her girdiğimde ya küfür yada mal mal şeyler yazılıyor ama ben öyle şeyler yazmicam ya dersten bahsedicem yada arkadaşlarımdan benim ağzımdan arkadaşlarım hiç küfür duymamıştır ama öbürlerini bilmem yani ben kendime göre konuşuyom yani sonra kevser diye biri geldi bize laf dedi demesinler saten haklarıda yok ama şimdi sizden özür dileyerek mal diyorum çünkü gerçektende malsınız böyle sitelere girilmez ben tesadüfen girdim sizde bizde tesadüfen girdik derseniz bak o yalan olur sakın bir daha buralara girmeyin sonra kevser diye biri dediydi dersiniz 10 gün veya 20 gün yataktan çıkamasınız mazallah allah korusun gebere bilirsiniz bu yorumumuda okumadan yatmayın emi ;) :) >:( :( 8) ;-) :P :- :'(

Yorumu gönderen: kevser( kevser_1109hotmail.com ), 21.03.2012 19:06:05:
ben bu sitede hiç birşey bulamiyorum yinede teşekkür ederimmmmmmmmmmmmmmmm :'( :- ;) :)

Yorumu gönderen: seyhan( selen_seven390hotmail.com ), 21.03.2012 18:59:38:
her aradıgımı buldum çokkkkkkkkkkkk teşekkürlerrrrrrrrrrrrrr :-

Yorumu gönderen: ali( saasben gidyomhotmail.com ), 07.03.2012 15:08:08:
güzel ama çok uzun 8) ;-)

Yorumu gönderen: ilaydaa( kobranur_ilaydahotmail.com ), 07.03.2012 07:25:45:
dönem ödevmde yrdımcı olacaqbu bilqi tşkkrler ;) 8) :D

Yorumu gönderen::05.01.2012 14:40:26

mrboruch
Kapalı

Saol @tarihturko. Ödevime yardımcı oldun. Bu arada siteme beklerim.. ;)

Yorumu gönderen: cigdem( cigdem1343gmail.com ), 26.12.2011 17:17:37:
:Dçok güzel ama biraz ayrıntılı gibi

Yorumu gönderen: MEHMET( YOG ), 08.12.2011 16:43:26:
ÇOK SAOL VALLA YARIM MARIM DİYOLAR HİKAYE FISTIK GİBİ

Yorumu gönderen: sewgili( sensizmiyor_60hotmail.com ), 07.12.2011 08:59:26:
yarım olmuş begenmedim >:(

Yorumu gönderen: gamze, 05.12.2011 11:05:46:
teşşkürlerrrr :D ;) :) 8)

Yorumu gönderen::30.06.2011 16:05:29
tarihturko
tarihturko
Kapalı

ali veli kırkb dokuz elli Bir Daha Böle Yorum Yaparsanız Site Girişiniz Engellenir

Yorumu gönderen: ali veli kırkb dokuz elli ( nb r len akjskj ), 15.05.2011 14:19:26:
len iyimiş len kopikler şaka süper olmuş güzel saolun bb

Yorumu gönderen: hasret( yk ), 27.02.2011 16:41:41:
sgln yhaaa ;) :) :D



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız:
 
 

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Google Pagerank Powered by  MyPagerank.Net
Online Sayaç